Siz

ve siirleriniz...
SAYIKLAMALAR ( 1 )
Kapidan döndü-apansiz-girecek sandigimiz.
Bir güzel besteyi seslendirecek sandigimiz.
O huzur,ses ve sükut icre gülüslerdi bize
Her seherden iri güller derecek sandigimiz.
Anne koynunda gibiydik,öper oksardi hayat,
Ki ucuslardi,kanatlardi ipek sandigimiz.
Ve zaman sahnesi bos simdi...saatler öksüz...
Yine balsiz...arisiz kaldi petek sandigimiz.
Ne safaklarda o mana,ne gülüs var,ne de haz,
Gitti madem ki ömürler sürecek sandigimiz.
Seneler sonra,nihayet,yüzümüze gülse,fekat,
Kendi yorgun,bizi dindirecek sandigimiz.
Hep alanlarla gecen günleri kim teryüz eder?
Bekleriz yillari,kimdir,verecek sandigimiz?
Susariz sevmeye lakin,tasa rahmet okutur,
Gün gelip uguruna ölsek de cicek sandigimiz.
Biz bu hengamede bazen sasirip sormadayiz,
Acaba seytana benzer mi melek sandigimiz.
Kimbilir,nerde bahar...nerde cömert yazlarimiz
Nerededir menzile bir gün erecek sandigimiz.
Ne yazik,görmedi gözler:Ne kanat var,ne ufuk,
Bekleriz gözleri,hala,görecek sandigimiz.
A . Yagmur TUNALI
SAYIKLAMALAR ( 2 )
" Kim ki layiktir,o gelsin o buyursun " dediler:
Öpecek bir dudak istermis,etek sandigimiz.
Görelim bekliyoruz,bir öpüs ahengini biz
Yine dogsun günes,acsin da cicek sandigimiz.
Diyoruz hep bir agizdan,basi sensin,sonu sen!
Ya ilahi,yeter artik bitecek sandigimiz!
Yigidin harmani elbet bu vatandir diyoruz,
Söylesin son sözü,madem su yürek sandigimiz!
A . Yagmur TUNALI
* * *
Güvercinler Kiyamda
Kalbini dinle dünyanin
Sükutunda gecenin mahremi
Bir sir saklar,önünde Ebubekir
Titrek bakislar
Namlu olur
Gezinir karanlik magara duvarlarinda.
Bir yay gerilir
Bir nur sarkar karanliktan
Insan döner
Zaman döner ve melekler...
Tutkular hicret olur
Dügümlenir medine sokaklarinda.
Mekke gergin
Medine sessiz
Bakislar umut dolu...
Ey ürperten ciglik!
Ey uguldayan haykirislar!
Ne olur susun artik!
Bu sabir aska döner
Bu seher yele
Gölgeler yikilir birer birer
Zaman kurtulusa gebe...
Güvercinler kiyamda
Hz.Ali uykuda
Umutlar volkan kesilmis
Zalimler
Özyurtlari
Cok gördüler onlara.
Varsin acemice sahlansin taylar
Varsin yollar celik hatlarla dügümlensin
Varsin cile tozsun kumlar,ne cikar?
Hosgeldin ya Resulallah...
Mikail TUNC
( Ögretmen-Egitimci-Sair-Yazar )
* * *

Tanışmamış aşklara
Sen beni, ben seni arıyoruz
Ben şeklini çizemediğim bedeninin
Kolunun üstünde sabahlıyorum…
Sen bilmediğin bir kadının eline dokunuyorsun,
Ben hissediyorum…
Sular akıyor sokaklardan
Birbirimizi tanımadan özlüyoruz…
Huzur senin şakaklarının ince yerinde
Mutluluksa benim utangaç gamzem!
Elin kuzeye doğru uzanıyor
Benimki güneye…
Dokunamıyoruz!
Birbirimizi ölüm gibi arıyor
Buluşamıyoruz
19.Ekim 2007(17:20)
Görmeden sevenler kahvesi
Ayşenur Yazıcı
www.antoloji.com/Aysenur_Yazici
* * *

Açmaz Sokaklar
Sokaklar dar,geceler çok ayaz,
Geceler zifiri karanlık,
Kırık dökük bir sobanın üstünde,
Geceyi aydınlatan,yüreği ısıtan,
Islık çalarak kaynayan bir çaydanlık,
Pera Palasın süslü karyolalarını anımsatan,
Köşede duran bir yatak,
O ki bir zamanlar ışıltılı dünyanın,
Neon ışıklarının altında yanan,
Bir mumun ateşini söndürecek kadar,
Star, bir o kadarda marur ve gururlu,
Yılların acımasızlığı cizgilerde saklı,
Uğruna patlatılan kapakların,
Ateşin çıkardığı ses,
Kor'lar sıcak ve tek tek dökülürken,
Sevdanın iklimi betona yayılırken,
Faytonlar peş peşe koşuyordu,
Ateşteki demirin sesi,
Aşkın dumanı savurmuştu,
O'nu bulunduğu bu yerlere,
Filimler,şarkılar,şiirler yazılır uğruna,
Talih gecenin bir yarısında,
Tesadüfen çalmıştı kapısını,
Gözlerinin bir anda çıkardığı ışık,
Tıpkı eski günlerine döndürmüştü,
Sönen bir stardan bir anda yanan bir star,
Bir an gözlerinin önünden,
Geçen bir filmin şerit aralıkları,
Kadim bir dost,bu devirde şaka gibi.
Acı ama gerçek:Ben nice starlar gördüm...
Dr İbrahim Necati Günay
www.antoloji.com/Dr_Ibrahim_Necati_Günay
* * *

Anla Bizi Erciyes!
'Şanlı dağ bu mu? ' diyor, halini gören herkes,
Evvel böyle değildin, çok değiştin Erciyes!
Malazgirtten bu yana, direğiydin bu yurdun,
Allah aşkıyla daim, sağlam ve dik dururdun.
Milletine şefkatle bakardın bir zamanlar,
Gölgende yaşıyordu, erenler kahramanlar.
Gözlerine bakardı, Balkan Kafkas ve Cudi,
Vakarlı duruşunla, zalim yola gelirdi.
Şanlı gemiler sana bağlardı halatları,
Sen beslerdin akınlar için yiğit atları.
Fırtına bulutları, sana çarpıp erirdi,
Gül kokulu fidanlar, gölgende yeşerirdi.
Yüzyıllarca sırtını sana dayadı Konya,
İstanbul'a bakınca, seni görürdü dünya.
Sakarya'da sen vardın, Çanakkale'de de sen,
Dayatılan atlası sen yırttın desen desen.
Zor günlerde açmıştın, Ankara için kucak,
Sen ana rahmimizdin, yine sensin sığınak.
Dost kılıklı düşmandan, pahalı dersler aldık,
Şimdi muhtacız sana, inan ki çok bunaldık.
Zulüm yine hortladı, yutmak istiyor bizi,
Sen dinlemezsen kime dökeriz derdimizi.
Korkarım büyülemiş seni dünya hayatı,
Kalıbına güvenme, kuşan maneviyatı.
İmanın mı zayıf ki, kapılmışsın gurura?
Yoksa ferasetin mi paslandı dura dura...
Oyuncağı gibisin, zirvedeki dumanın,
İnanmak zor bu kadar sarsıldı mı imanın?
Sırtına mühür vurur, görmez misin her bahar?
Kendine gel Erciyes! Unuttun mu? Allah var! ..
(İstanbul:22.11.2005)
Ekrem Şama
www.ekremsama.com
* * *
Bana Aşkını Unut Diyorlar
Bana aşkını unut diyorlar,
Bilmiyorlar ki yüreğim acılı,
Bilmiyorlar ki gözlerim yas dolu.
Bana aşkını unut diyorlar,
Şiirlerimi kuşlara mı yazdım,
Şiirlerim öksüz mü kalsın.
Bestesiz güftelerimi denizlere mi yazdım,
Bestesiz güftelerim garip mi kalsın.
Bana aşkını unut diyorlar,
Beki gül dikenden ayrılıyor mu,
Balıklar denizden ayrılıyor mu.
Onu özlediğim zaman
Yüreğime diken batıyor ama
Onun hasret kokusu
Beni kendisinden ayrılamıyor.
Aşkım yanımdayken
Deniz balıkların
Nasıl yaşam kaynağı oluyorsa
Benim yaşam kaynağım aşkım oluyor.
Bana aşkını unut diyorlar,
Aslında onlarda haklı,
Ömür boyu acı çeken yavrusuyla beraber
Acı çekiyorlar,
Birde yavrusuyla beraber
Aşk acısı çekmek istemiyorlar.
Bana aşkını unut diyorlar,
Eğer aşkı unutmak kolaysa
Aşık Veysel gözleri görmemesine rağmen,
Çıplak ayağına dikenler batıyor olsa bile
Elindeki sazıyla kışı,fırtınayı,
Kavurucu sıcağı,
Kalbindeki aşkıyla bunları yalnız yeniyorsa,
Aşkı için şarkılar türküler besteliyorsa,
Bütün bunları reklam için değil
Sadece aşkı için yapıyorsa,
Aşkın o kadar ucuz olmadığını
Anlatmaya gerek var mı.
Bana aşkını unut diyorlar,
Sevgisini,duygusunu,
Etini satanlara değil,
Melek huylu kıza karşılıksız aşığım.
Fatih Güler
www.antoloji.com/Fatih_Güler
* * *

Endülüs Melekleri
Annelerin destanı.
Sicim gibi yağmurla gözlerin bulutlandı,
Yanağından süzüldü inciler tane tane,
Bir milyon kitap yandı, hangi zafer(!) kutlandı?
Bin dört yüz doksan yedi... Tarihlere bak anne!
Seni böyle ağlatıp, yüreğini yakan ne? ...
El-Hamra Sarayı'ndan, yükselen feryat ile,
Endülüs tarihlere acı bir sayfa ekler.
Gözü yaşlı annenin, nedir çektiği çile?
Güllerin kucağında vurulan kelebekler!
Zulme seyirci kalan insanlık neyi bekler?
Vandal ruhu hortlamış, yakıp yıkıyor gene.
Eli kınalı gelin! Yok ki kaçacak yerin.
Üç tarafın deryadır, bir tarafın Prene...
Dilinden dua düşmez, derdin ummandan derin.
Çile, gözyaşı ve kan, bu mu senin kaderin?
Geçmişten geleceğe akıp giden zamanda,
Endülüs Melekleri, bir rüyaydı gördüğüm.
Zil, şal ve gülden önce, akla geldiğin anda,
Sevgili annelere hecelerle ördüğüm,
Destanınız yazılsa çözülür mü kördüğüm?
İnsanlık tarihinde Endülüs ilk değildi,
Son da olmadı elbet, geldiğimiz güne dek.
Yavrun yaşasın diye kaç kez başın eğildi?
Elinde karakalem, kaç ferman yazdı felek?
Halbuki sen nelere, nasıl katlandın melek?
Leke düşmez şanına! Gece uykunda bile,
Dokuz ay yük taşıdın, görmeden baharını.
Gizlenmiş umutların varamazken menzile,
Feda ettin geçmişi, bugünü ve yarını.
Çekmeyen bilemez ki, doğum sancılarını!
İlâhi adaletten, Cennet sana hediye...
Nurdan ruhanî varlık, sanma ki senden üstün!
Kutsal emanet olan yavrun büyüsün diye,
Günler ve gecelerin uykusuz geçti bütün,
Gülden nazik bedene, hayat verirken sütün.
Ateşlense bebeğin arşa gider adağın.
Ağıt düşer diline, yürekleri dağlayan!
Alev almış tenine, değdikçe gül dudağın,
Sanki yeniden doğar hastalanmış ağlayan,
Bebeğin alnındaki elin billûr çağlayan! ...
Nakşedilmiş heceler, senin kader yazında,
''Uykusuz kalsın! '' demiş, görünmeyen bu nakış.
Uzun kış geceleri, zemheri ayazında,
Sımsıcak kucağınla, sevgi dolu bir bakış,
Isıtırken yavrunu, yaza döndü karakış.
Nice yıllar yapıştı sefaletin pençesi,
Yoksulluk günlerinde, sanki hayattan bıktın.
Umudun yakarışa ses vermezken nefesi,
''Yavruma ne yedirsem? '' diyerek sen ayıktın.
Bilir misin sen melek, sen nelere layıktın?
Elmasın şahı gelse yıldız konsa tacına,
''Sönük kaldım! '' diyerek gizli bir hüzün duyar.
Kızıl Deniz incisi dağ olsa yamacına.
Sana layık olan gül, aransa diyar diyar;
İrem Bağı'nın gülü, elindeyse bahtiyar...
Layık olur mu sence, Hicaz tepelerine,
Saray kurulsa sana; inci mercan işiyle,
Altın kuşak işlense kubbenin her yerine,
Ay ışığı altında Güneş'e gidişiyle,
Mavi damarlı mermer, yakut ve fildişiyle!
Evrende peçelenmiş Ülker'in yedi kızı,
Nedime inse sana, ilâhî ahenginden.
Burç altında çift duran güneyin Akyıldız'ı,
Kandil olsa gecene, safir zümrüt renginden,
Nur yağdırsa simana, süzülerek enginden.
Retinaya ilk düşen, akla yerleşen yüzün,
Bir ömür zihinlerden silinmiyormuş meğer.
''Bayram eder! dediler, sona erecek hüzün! ''
Peri kızın mirası, paha biçilmez değer,
Sebâ'nın yakut tahtı sana sunulsa eğer!
İhtişamlı El-Hamra gülleri büyü ile,
Ayağına serilse yüreğini kanatır!
Bir zümrüdüankanın efsunlu tüyü ile,
Bir ceylan derisinde sırmalansa her satır,
Ey melek! Hangi destan, seni nasıl anlatır?
Nasıl anlatır seni, ''Anne! '' derken yanan dil?
Şafakların tülünden perdelenmiş simanı.
Güneş doğarken bile gökte yanan tek kandil,
Venüs'ün semadaki benzersiz enfes tanı,
Seni anlatamıyor, meleklerin destanı...
Destanlar yanık anne, Nemrudî ateş düştü.
Yangınlar hiç sönmedi su taşırken ebabil.
Zalimlerin hışımı, masumlara üşüştü.
Çoktan yerle bir oldu, dehşetine mukabil,
Nemli zindanlarıyla, kızıl kuleli Babil...
Endülüs melekleri, bugün bile ağlıyor.
Zulüm sayfalarından, ders almayan insanlık,
Ne oldu ki ufuklar gene zulmet sağlıyor?
Mahşerin melekleri yere inse bir anlık.
Annelerin şafağı, neden hâlâ karanlık?
Sayısız güneş düştü kara toprak bağrına.
Tomurcuk güller soldu, göremeden baharı.
Sağır sultan duymuşken, dünya suskun çağrına.
Hiç kimse anlamadı ruhundaki hasarı.
Acem kehribarından, gül yüzler daha sarı...
Terlemekle donuyor; bir yanıp, bir üşüyor!
Nur semavi bedenler kapan doyumsuz ağa,
Kaderinden habersiz anlamadan düşüyor,
Barışın melekleri, birer birer tuzağa!
Dönüş hayali uçmuş, yıldızlardan uzağa.
Acılı tarihlerde, sayfa kanla yazılmış.
Bin bir ağıt yakıldı, giden dönmüyor geri.
Kara humma pusuda, siper derin kazılmış.
Yemen mi daha öte, Fîzan mı daha beri?
Düştüğü yeri yakar, her ayrılık haberi!
Ne bir mektubu geldi, ne giden geri döndü;
Savaşın pençeleri, teslim aldıkça çağı.
İki günlük gelinler, tüten ocaklar söndü!
Alev alev yandıkça dünyanın dört bucağı,
Sevgili annelerin boş kaldıkça kucağı!
Istırabın, gözyaşın... Ne diner, ne yavaşlar.
Kimi zaman Balkanlar, kimi zaman Yemen'di,
Gidip de dönülmeyen, genç can yutan savaşlar;
Yavruların boynuna doladıkça kemendi,
Arşa yükselen feryat: Senin ''Yavrum! ... '' demendi.
...
''Gizli ithaf nakşeden kalemin sussun şair,
Boynu bükük mısrada hece yas bağlamasın!
Neyi anlatabildin benim çileme dair? ...
Uzak dursun savaşlar, nefreti sağlamasın.
Adil bir dünya kurun... Anneler ağlamasın! ''
İrfan Yılmaz
www.antoloji.com/Irfan_Yilmaz
* * *

Beni Benden Alan Yar
Saf aşkını yüreğime aşlayıp
Sezdirmeden can evime dalan yar
Duyguları gergef fergef işleyip
Bir hamlede beni benden alan yar
Gönlüm salkım saçak, özgür bir kuştu
Başıboş gezerken dostla buluştu
Alev aldı birdenbire tutuştu
İçerime ateşleri salan yar
Bir ipek böceği kozayı ördü
Sevgiyle donandı şu gönül yurdu
Doyumsuz duygular ruhumu sardı
Düşlerimi satır satır çalan yar
Sürükleyip götürüyor dizlerim
Gölgene düşüyor ayak izlerim
Ben, sırrını benden bile gizlerim
Haset eller eylemesin talan, yar
Gönül aynasına yansıdı resmin
Bellek ağacına kazındı ismin
Güzeller içinde bulunmaz mislin
Aşkımızı kirletmesin yalan, yar
2006
Mehmet Postallı
www.antoloji.com/Mehmet_Postalli
* * *

Ne Anlamı Var?
Gözlerden dökülen, inci mercanın
“O” için değilse ne anlamı var?
Her türlü yanlışa hüküm katmanın
“O” için değilse ne anlamı var?
Kokladığın gülde “o” kokmuyorsa
Gözlerin her daim “o” bakmıyorsa
Adını anınca kalp atmıyorsa
“O”nsuz heyecanın ne anlamı var?
Baktığın her bir yön, ön-arka, sağ-sol
İstikamet belli, akıp gönle dol
Attığın adımda her bir türlü yol
“O” na gitmiyorsa ne anlamı var?
Dünyada bulunan yoklar ve varlar
“O”nu arar daim “o”nu sorgular
Yüce dağ başında eriyen karlar
“O”na akmıyorsa ne anlamı var?
İçinde kopacak büyük fırtına
Bindirmiyor ise yükü sırtına
Közleri bitmeyen gönül yurduna
“O”na yanmıyorsa, ne anlamı var?
İsmini anınca Resulü anıp
İçine gönülden Salavat katıp
Dilin kendisine “o”nu dolayıp
“O”nu anmıyorsa ne anlamı var?
Resul-u Kibriya, Allah’a habib
Yaratılmışların gönlüne talib
Onsuz kalan gönül, kalmaz mı garib
“O”nu aramazsa ne anlamı var?
23/03/2008
Necati ŞİMŞEK
* * *

SUSKUNLAR
Konuşamadık! ,
Uyuşamadık!
Buluşamadık!
Neyi arıyorduk
Bilmem ki neyi..
Bir aşkı seninle
Paylaşamadık..
Farklı şeyler miydi
İstediğimiz
Hisler değil miydi
Ah.. çektiğimiz
Gözler değil miydi
Hapsettiğimiz
Bir gün olsun senle
Anlaşamadık
Niye yanıyorduk
Bilmedik niye..
Göz göze yan yana
Geldiğimizde
Yabancı gibiydik
Gezdiğimizde
Bir türlü el ele
Tutuşamadık.
Sevda değil miydi
Gönül sesimiz
Sevgi değil miydi
Söz ettiğimiz
Yürek sesimizdi
Gizlediğimiz
Sarılıp sesini
Duyuramadık.
(Şiirsel Taşım 1994 basımı)
Nevin Kurular
* * *
Alıp Yalnızlığımı Dağlara Kaçtım
Dil hançer, sırtımdan yaralar beni
Ümitsiz bu sevda paralar beni
Alıp yalnızlığımı dağlara kaçtım
Bu akşam, dağlarda vuralar beni...
Dağlara tutunur bulutlar sisler
Dağları anlatır eski tüfekler
Bir ceylan su içer dudaklarımdan
Dağlarda yakılır, çoban ateşler.
Ya bırak kendini, yüce dağlardan
Ya da tut kalbini, sevdalarda yan
Alıp yalnızlığımı dağlara çıktım
Hiç ümit kesilmez, çıkmadık candan.
Dağlara tutunur bulutlar sisler
Dağları anlatır eski tüfekler
Bir ceylan su içer dudaklarımdan
Dağlarda yakılır, çoban ateşler.
Sedat Erdoğdu
* * *

Bu Şehirden Giderken
1
bu yürek hiç durmaz mı
bu yürek!
nereden çıktı şimdi
bu giderayak sevmek?
2
ben olmadan dolaşacaksın sokaklarda
öğle vakti çayını içeceksin ben olmadan.
gülecek yine o hüzünlü gözlerin
inci dişlerin görünecek dudaklarının arasından
ben olmadan...
ben gittim sanacağım kendimi
aslında hep seninle olacağım.
gurbet ağır gelecek sana, bilirim
her yerini ezbere bildiğim o şehirde
ben de gurbette olacağım.
3
korkacaksın karanlıktan belki
bir geceyarısı arayacaksın
beni unutacaksın ya da;
korkacağım seni bırakıp gitmelerden.
Ufuk Bayraktar
* * *
Baş Ağrım
Tamtamlar çalarken
Savaşmak için
Sorunların arkasına
Tam siper
Sorular gizlenmiş...
Garibim,
Kalmadı onun gibi anlayışlı
Bakar gün hasata ermiş
Sahip haşat,
derman kalmamış
Kaçış yolu
B planı
zınk diye durup
çekiliverir
ense kökünden
Ben
eşikten adım atarken...
Selam sana arsız kedim,
Kara Korsan
Selam sana yaşlı,
Sardunyam....
Zafer Mutlu
* * *
Gamzelim
Yağmaya hazır bir bulutum,
Yaralı gönlümde, gül kurusu gamzelerin,
Yitirdiğim gözlerin, birde ardına bakmadan yürüdüğün yollar.
Çağlayan nehirlerle yarışıyor gözlerim,
Yüreğim tsunamilerini götürecek sahiller peşinde,
Su gibi kana kana içtiğim pınar,
Sende Gamzelimden hatıralar var.
Kırlangıçlar misali aşkımız,
Gömdüğüm kalbe her gün bir karanfil bırakırım,
Hasret ve özlemleri çekerken içime,
Yaşadığım sürece unutamayacağım sen,
Krizantemim, çiçeğim, Gamzelim.
Yavuz Bayram Çalışkan
* * *

Akdenizin Maviliklerine Gel
Sana cok seyler söylemek isterim canim
Canim diyorum cünkü
Canim kadar seni severim
Canimdan cok seviyorum desem
Yalancilardan sayilirim
Icimdeki seni sana söylemek isterim
Akdenizin maviliklerinde
Ama canim
Sana cok seyler yazdim
Okumak isterim canim
Kelebeklerin birgün yasayip
Öldükleri yerde
Ama canim
Su an sensiz hüzünlerimi
Kus konmaz ciceklerinin
Zarif dallarinda yasiyorum
Neseli yasamak isterim seninle
Akdenizin maviliklerinde
Ama canim
Issiz makiliklerin
Koyaklarina gelmiyorsun
Binlerce yildir medeniyetler
Sensiz burada akdeniz i seyrediyor
Baharin sevgilisi mantarlar
Casir otlariyla bakisip sevisiyor
Gelmezligini birakta gel
Akdenizin maviliklerine gel
Akdenizin makiliklerine gel canim
Cemcemi Cem
* * *

Aşk
korkulara
yenik düşmek
koymadı bu sefer
bir ürperti gibi çöktü
sadece üzerime
sevdalarla büyüdüm
bizim zamanımızda
aşk
uykudaydı
pamuk ellerden
uzak
metalin
soğukluğunu
avuçlardı ellerimiz
severdik
pir severdik
ser koyup meydana
ser verirdik
sevdalarımıza
korkulardan uzak
sessizliğe
büründüğünde
kötürümleştiğinde yaşam
bir gün sen çıktın karşıma
gözlerinde
gök gürlemesi
saçların bozkırlarda
dolu dizgin giden
bir tay yelesi
ve
yüreğimde
korkunun
düşen
ilk tanesi
korkmak
ölümden değil
dokunamamaktan
korkmak
konuşamamaktan
korkmak
sesini duyamamaktan
gül yanağa
bir buse
konduramamaktan
korkmak
korkuyu tanımaktır
bence aşk
yirmi bir yıl
sonra
korkulara
alışamamak
yanında yatanın
yüzüne sevgiyle
baka bilmektir aşk…
kısacası aşık olup
aşık kalmaktır aşk.(2006-01-25)
Türk Öğer Koç
* * *

Siir-01
Derdin ne senin insan?
Ben severken karsiliksiz seni;
Duymayisin beni dert!
Günlerce asili kaldim bakislarinda.
Göremeyisin,
Sevemeyisin beni dert!
Sen severken ben mi göremedim?
Allah askina 'evet'deme..
Sevmek biz insanlar icin degil mi?
Senin bu umursamaz halin,
Benim insanligimi hayvanlastiriyor;
-hayvanca yasamak yine iyi-
Barbarlastiriyor! ..
Yahya Dayi
* * *

Nice Umutlar Ektim
Nice umutlar ektim yaşam tarlalarına
Daha yeşeremeden birden sararıp soldu
Bir serabın peşinden koştum durdum yıllarca
Ellerimi uzattım birden bire kayboldu
Umutlar salkım saçak çiçek çiçek açarken
Sam yeline kapılıp o an yandı kavruldu
İstemedim parayı mutluluk versin diye
Aşktı bel bağladığım sevgilerim yok oldu
Doğan Ümit Aksel
(nur icinde yatsin!)
* * *

Başka Mevsim
Düşünür yaşanmışları geçmişten,
Kor olur da yanar yüreği.
Bir yol bulur kurtulur esaretten,
Har olur da taşar yüreği.
Olsa da on ikisi dudakları hedefin,
Varken yaşanacak inandıkları,
İster sert esmesin rüzgarlar,
Çünkü bilir ölebilir hayaller.
Ne kalacak bu yazdan
Dostluktan başka
İstemez mi yelken açmayı
Yer yok dese de yeni bir aşka
Söylesin yaren dudaklar
Bu mevsim çok daha başka…
01.07.2006
Mehmet Kuvvet
* * *
Aşk Gecenin Koynunda
Bir daha gözlerinde; ummana dalar mıyım?
Seni sende yaşayıp, neş'eyle dolar mıyım?
Bir gül gibi aşkından, sinende solar mıyım?
___ Yalnızlıga sığındım, kalbim yaralı sızlar,
___ Aşk gecenin koynunda, tek tek düşer yıldızlar..
Coşkuyla aşk yolunda; yâr senle yürür müyüm?
Sarih bakışlarımla; gül yüzün görür müyüm?
Sarmaşık güller gibi, aşka bürünür müyüm?
___ Yalnızlıga sığındım, kalbim yaralı sızlar,
___ Aşk gecenin koynunda, tek tek kayar yıldızlar..
Damla damla su gibi; gönlüne düşer miyim?
Cat kapı gelişinle. sevinçle şaşar mıyım?
Anka kuşları gibi; dağları aşar mıyım?
___ Yalnızlıga sığındım, kalbim yaralı sızlar,
___ Aşk gecenin koynunda, tek tek düşer yıldızlar..
Gözlerine dalarak; sevdânı içer miyim?
Ruhuma yazılansın, yâr senden geçer miyim?
Ellerimle gülleri; başına saçar mıyım?
___ Yalnızlıga sığındım, kalbim yaralı sızlar,
___ Aşk gecenin koynunda, tek tek düşer yıldızlar..
03.03.2008 22:26
Fatımâ Hümeyrâ Kavak
* * *
Değerlerimiz
Atam emretti bize 'hedefiniz Avrupa'
Yanlış anladık; sandık ki verecekler kupa
Biz hep beraber olduk, vurduk yuvarlak topa,
Hep bir bütün olduk, meteliğe sattık savdık.
Yüreği beş para etmeyen, insanım diyen
Donunu evde, mayoyu dışarıda giyen
Üzümü meyve değil de, şarap diye yiyen
Hep bir bütün olduk, meteliğe sattık savdık.
Ahlak gitmiş; yerini almış mı ahlaksızlık
Bunlara sebep olan yapmış büyük haksızlık
Müslümanlar sessiz, çıkmasın diye tatsızlık
Hep bir bütün olduk, meteliğe sattık savdık
Ürperiyor tenimiz duydukça olanları
Esrarı, eroini bir bilsek koyanları
Ecdada sövenleri bir görsen vuranları
Hep bir bütün olduk, meteliğe sattık savdık
Kulu layıksa verirmiş ALLAH musibeti
Biz istedik bunu, bulunmaz sandık illeti
Artık ver Allah’ım bize büyük bir devleti
Hep bir bütün olduk, meteliğe sattık savdık
11/03/2008
Yaşar Türkmen
* * *
Yürek Yaram
Mutlu olmak mıdır?
Aşk acı mı?
Habersiz girdin dünyama.
Gelişinle yalnızlık duygularım coştu
Gidişinle bir beyaz gül soldu.
Elbet bir gün duyulur,
Selâ sesleri…
Bir ömür yanında olmak varken,
Yine sensizlikte kaldım.
Seviyorum diye kandırırken
Sapladın kalbime ihanet hançerini
Şimdi kim iyileştirecek,
O hançerin yerini?
Dışarıda bembeyaz kar yağıyor.
Bedenim buz, yüreğim kor ateş…
Bakma suskun durduğuma,
Ahlarla doludur verdiğim her nefes
Her nefes bir ölüme eş.
Gittin bende yoksun ya…
Mavi düşleri silerim artık.
Sarılırım sabır taşına.
Ama sen biliyor musun yürek yaram?
Bulamazsın benim gibi bir siyah inci.
Gönlünün sarayına.14.02.2008
Sennur Çetin
* * *
Zeliş
Gelin-gelin kınalı güzel gelin
Adı zeliş gönlü geniş bir gelin
Dert, tasa sana gelmesin gelin
Adı güzel, yüzü güzel gelin
Cümbür lop düştün kalabalığa
İyi söyle bekci babalığa
Tatlı yap gerek yok kabalığa
Zeliş güzel, huyu güzel gelin
Hiç kimseyi yabancılamazsın
Misafir geldimi duramazsın
Kötü sözü asla yapamazsın
Zeliş, kınalı tatlı sözlü gelin
03/03/2008
Sebiha Türkmen
* * *
Öyle git -
Veda anının burukluğu
Ölüm yüzünün soğukluğu
Ha veda etmişsin,
Ha beni öldürmüşsün
Elveda deyip gideceksin
Ve ben seni unutacağım
Öylemi sanıyorsun
Yoksan, nasıl yaşayacağım
Vedan, bu vebalindir
Vedan benim ölümümdür
Gideceksen sen eğer,
Beni öldür öyle git
Alaaddin Uygun
* * *
Sen Gideli(*)
Sokagin nes,esi,ne tadi kaldi,
Inan sen gideli bu mahalleden!
Öksüz gibi boynu bükük kaldi..
Adin yansir gelir surdan kuladen!
Acmiyor bahcende cicekler,güller,
Terk etmis yuvayi..ötmez bülbüller
Ve boynunu bükmüs güller,sümbüller.
Eser yok sözümde yalan,hileden!
Yeller getirdi gül nefesini.
Cagirsan duyardim tatli sesini.
Ayriligin aci,keder,yasini,
Ictim yudum yudum bir piyaleden!
Her yerde yasiyor hatira izin.
Gözlerde canlanir tatli gül yüzün.
Sinmis tas,topraga kahkaha sözün.
Sevmisim ben seni kizim nereden?
O gelip gectigin güzel yollar bos,
Gün kararmis gibi sokak,her yer bos..
Gök sarhos,yer sarhos,agaclar sarhos.
Sen cikardin beni yarim cileden!
Ayagin bastigin toprak,cemen kor..
Üstünden gecerken nasil yakiyor.
Gün gectikce her sey beni yikiyor;
Kahrettim kendimi,öldüm,ölmeden!
Evinin önünden gecemez oldum.
Kanadim kirildi ucamaz oldum.
Hastalandim,yiyip icemez oldum..
Sesin bir kor gibi yakip kül eden!
Bozuldu gönlümün bagi,bahcesi.
Gecti güzel günler aglamak cagi.
Basimda firtina icimde agi..
Gezerim kendimi bir an bilmeden!
O ev bir gül iken dönmüs dikene
Ve suyu cekilmis bir degirmene..
Hicran denizinde yüzen bir tekne,
Vapur coktan kalkmis bu iskeleden!
Kirildi kadehim; akti sarabim;
Dil perisan dertli,bitkin harabim,
Simdi ben bir kirik dökük rübabim,
Felegin attigi yaman silleden!
Bir bosluk biraktin kimse dolduramaz,
Bu öyle bir aci daglar kaldirmaz.
Tarhan dertlerini saklar bildirmem,
Ayirdim yok simdi kapsik,köleden!
(*)
Ismail Tarhan
Şəbnəm Həsənəlizadə
İlahi, bilmədiyimiz yazılı ömürdə
qanunsa hökmdür sevib-sevilmək
bəs qaranlıq tənha gecələrdə
yalnızlığı anmaq, axı nə demək?
Şimşək çaxmasa da qara buludların
göz yaşı, damlası çatacaq yerə.
Varmı görən cavabı dolu sualların?
yerində buz yağışı tək batacaq mənə.
Sanki könlümüz incə xəyalları,
qanadlarda uçurur bildirməyərək
elə könlümüz tək şüşə arzuları
bir an yerə salıb sındıraq gərək?
Yoxdurmu mənası fani dünyanın
görəsən yaşamaq çoxmu çətindir?
Sevgidir ağası indi həyatın
sevilmək bəlkə də necə də şirindir.
Taleyin, qismətin hökmünə kölə
bəlkə də sevgiyə yenik düşmüşük
o zaman sevincə, kədərə görə
biz hər an yaşayıb, hər an ölmüşük
həyat bizi sadə: ağlı-qaralı
biz, demə, həyatı rəngli görmüşük...
http://www.shebnem.azeriblog.com
(Şəbnəm Həsənəlizadə)
* * *
Susarak Özlüyorum....
Sırdaşım ol uzun cümlelerim arasında.
Satır aralarında günahı birlikte içelim.
Say ki bir nehirim dokunamadığın,
Kıyılarımda yürü.
Kalbimi arala, aç gecelerimi,
Düşlerim sana benzesin.
Güz kokulu hasret rüzgarlarını
Kapat güneşin üstüne,
Susarak özle beni..
Görmemezlikten gelme al boyalı sevdamı.
Hayallerim bozulmasın, öyle dokun bana.
Tiryaki yasaklarımın saklanmasına izin ver
Seni kuşandığım gecelerde.
Kelimelerim gibi düş içime
Coşsun şiirlerim.
Bir merhabam duruyor kapında gördün mü?
Haydi, içeri al eskimeden yüzü,
Konuk et odandaki sıcaklığa.
Konuşmaya gücüm yok,
Razıyım firari kelimelerin fısıltılarına.
Sorma suskunluğumu hüznüne eşlik ederken
Kalbimde ara kendini,
Ellerimden öp uzun uzun
Üşümüşlüğümü göğsüne bastır biraz.
Haydi, bana kanatsız uçmayı öğret,
Nil geçsin altımızdan.
Umutların duvağını aç serin sularında
Sırılsıklam mavisi ol sensizliğimin.
Yasla yüreğini sevdama
Uslanmaz hüzünlerimi sustur.
Sen rüzgarsın sürgün kentlerde sevdiğim,
Sen, büyüttüğüm günahlarımın izisin.
Yeminim var gurbeti gözlerinde söndürmeye,
Karanlıklarıma seni sereceğim..
Ve, gecenin tam ortasında
Sadece susarak seni özleyeceğim.
Zeynep Nilgün Gökçeöz
* * *
Ben Seni severken...
Ben seni deliler gibi severken sen bana ihanet ettin
Sevmenin bedeli aldatilmak mi
Yemin etmistik bir daha ayrilmayacigimiza
Ama en sonunda bitti,ayrildik iste...
Banu Üstündag
*
Hayatimin Anlami
Hayatimin anlami sensin.
Seni birakamam bilirsin.
Seni sevdigimi söylersem,
Beni sende severmisin?
Seversen ne kadar seversin?
Ben seni ölene kadar severim!
Sen benim HAYATIMIN ANLAMISIN...
Banu Üstündag
(Almanya)
* * *
Altın Tablo
Bir sarışın kız vardı,yandı tüttü bir gence;
Dünya ona bir mezar,Hayat oldu işkence..
Aşkını ucan kuştan,esen yelden gizledi,
Tanrısından sadece sabır,yardım diledi!
Günler,aylar ve yıllar sihirli aşk ufkunda;
Yesil turnalar gibi süzülüp aktı gecti.
Gezdirdi ayet gibi o adı dudagında,
Bu perili rüyada her an kendinden gecti!
Ne yazık sevdigi de ona tutkun ve hayran,
Birbirinin kalbine hükmeden iki sultan;
Aşklarından habersiz tutustular,yandılar,
Tanışıp anlasmada gec kalip aldandilar!
Yıllar sonra birgün sevdiginin bir kızla
Evlendigi haberi kente yayıldı hızla.
Leylacıgin bu olay icini paraladı..
Aşkın mor alevleri yüregini yaladı!
Gün battı,renkler soldu,gönülde bora, kışlar,
Lacivert bir denizi andırdı o bakışlar!
Birden uctu elinden saadet denen kuş..
Oldu her yer karanlık,ve her yer gurbet ve bomboş!
Başını dayayacak soguk bir taş aradı,
Kuruyan gözlerine bir damla yaş aradı.
Yaşayan ölü gibi öyle sessiz sedasız,
Ne cileler doldurdu bilseniz ah bu genc kız!
Sonbahar akşamıydı gül kokulu bir akşam,
Gökte yıldızlar gibi gönülde hayal ve gam!
Evinin balkonunda gözetlerdi her yeri,
Dolaşırdı durmadan bir ileri,bir geri!
Karşıda gül bahcesi ve sedeften bir havuz,
Sevdigi genc masada icer yapayalınız..
Ay gizlice bakıyor agaclar arasından,
Döküyor ışıgını billur altın tasından.
Bu andı sarışın kız bir gölge gibi sessız,
Atladı duvarından bahcenin kimkimsesiz..
Ayakları ucuna basarak deli sersem,
Şahlanan arzusuna vuramayıp dizgin,gem.
Arkadan dolaşarak ta masaya yaklaştı,
Aldı dolu bardagı bir adım uzaklaştı,
Ve yavaşca kaldırdı dudagına kadehi..
O gül rengi şaraptan almadan damla dahi,
Sevdiginin başını kaldırıp bakmasıyla,
Donup kaldı yerinde; döndü mermer heykele..
Elinden bardak düştü,kırıldı yıldız yıldız
Ve ardından sevdigi uzandı yere cansız.
Kızcagız şimdi bitkin,aşkıyla gelmiş dize,
Bu acıklı olayi dökmek istedi beze..
Haftalarca calıştı üstünde bir gergefin,
Gäh yandi alev alev,gäh daldı derin derin...
Gül ve leylak kokulu ve ipekten yumuşak
Parlak altın telleri koparıp kıvırarak,
O sırma saçlarıyla bir şaheser yarattı;
Bir kalbin nasıl yanıp tüttügünü anlattı...
Aşk söner,genclik gider,bu ölmez hatıradır..
Ve tablonun altında ateşten iki satır;
Kırılan kadeh degil,leylacıgın kalbidir,
Dökülen bade degil,aşkın sarabıdır!
Okuyucum kim bilir güneşler gibi parlak,
Buna ragmen ondan çok yakıcı,renkli,parlak
Ölmeyen aşklarınız,kutsal sevgiliniz var,
Aşkını bildirmeden sizi seven ne kadar!
Belki de seviştiniz el aldı elinizden,
Acıları,sızısı cıkmıyor gönlünüzden
Ve sizi anlamayan biriyle evlisiniz..
O zaman bu tablo siz,
bu kadın sevgiliniz! ...(*)
Ismail Tarhan
(Ismail Tarhan Altin Tablo siir kitabi yakup icik arsivlerinden)
www.antoloji.com/Yakup_Icik
* * *
Gözlerinde Hayalimi Bıraktım
Yüreğimdeki dalgalara
Meydan okurcasına,
Ay doğuyor,gecenin
Umutsuz karanlığına.
Derinden,ağır ağır
Akan,lavın sıcaklığı gibi
Yüzüme vurdukça
Yakıyor alevi.
Yaram kanıyor,
Sensizlik,hüzünlü bir
Yalnızlık oldu şimdi.
Gecenin güneşe yenildiği,
Martıların çığlık çığlığa ağladığı,
Sensiz,bu şehrin sabahında,
Gözlerinde hayalimi bıraktım.
Gidiyorum,
Senli gözyaşlarımı da alarak.
www.antoloji.com/Murat_Akcan
* * *

Al Götür Beni Benden
Al götür beni benden,
Al beni, götür buralardan,
Götür yar uzaklara,
Kimsecikler bakmasın,
Bal akan dudaklara,
Bakma kötüsüne öyle,
Canımı acıtırsın..
......sen gözyaşını değilde,
umudumu kurutursun.
Sevme unutup giden,
.....hayaldeki birini,
senden kaçıp hergece...
rüyalarıma giren..
-yanan o dudakları!
öpüp seven değilim..
...bilinmez bir haldeyim,
kendimde hiç değilim.
Sorma ne haldeyim,
ve niye?
www.antoloji.com/Mehmet_Göden
* * *
Bir Türk Kizi
Bir Türk kizi sevdim, Köln sehrinden
Hannover'a gelmeden, önce ki köseden
bir Türk kizi, bir Türk kizi sevdim;
Tübingen yokusundan inerken!
Saclari,
aci hüznü vurgulayan, gurbet gibiydi sanki!
hani, sert bir rüzgar vurur ya yüze;
ve yüz kasilir ya, istem disi birden bire
iste öyle bir seydi sanki!
donuk ve karma karisik..
Bakislari, âh o bakislari;
atesi bile, bastan çkarirdi inanki..
Âh lilyâ
ah lilyâ
annesi'nin demesi'yle leyla!
ne diye?
ates ile barutu;
attin içime..
Bir Türk kizi sevdim, Hessen sehrinden
Berlin'e gelmeden, önce ki köseden
bir Türk kizi, bir Türk kiz sevdim;
Gelsenkirchen yokusundan inerken!
Bir Türk kizi sevdim,
gözlerinden, ülkesini
ülkemden gözlerini gördügüm;
bir Türk kizini sevdim iste, var mi be daha ötesi..
Adnan Bilgic
www.antoloji.com/Adnan_Bilgic
* * *
Askincilik
Aşkıncılık
Korkma! Bitmez sana olan aşkım, sırata kadar yanacak...
Solmayan gülümsün doğru yolumda, her daim açacak...
Sen benimsin, bir tek benim olabilirsin ancak...
Sen benimsin ben senin, bunu herkes anlayacak...
Kızma boşuna, üzme kendini hey gonca cemal!
Seninle doğmadım ama senin için yaşıyorum, sana helal! ..
El âlemden banane, dönsünler de aynalarına baksınlar...
Hakkımdır aslıma tapan, aslın hakkına helal...
Kommentare zu dieser Seite:
Kommentar von: |
03.08.2008 15:20:00 |
CECECE |
ENDLICH SONUNDA GELEBILDIM SITENE AGABEY SENIN TASARIMDAN ANLAMADIGINI DÜSÜNÜRKEN COK SADE ZARIF KLAS BIR WEB SAYFASI YAPMIS OLMAN BENI MUTLU ETTI.BIR DE BANA DIYORDUN BEN BU TASARIM-MASARIM ISINDEN ANLAMAM DIYE ANLADIGIN COK SEYLER VAR SEN ESKI TÜFEKLERDENSIN BILIRIM TEBRIK EDERIM YAKUP ABIM SEN DOSTLARIMIN ICINDE EN SEVDIGIM BABACAN INSANLARDAN BIRISIN. CEM |
Kommentar von: |
23.07.2008 18:57:41 |
sude |
"Tanismamis Asklara"adli siirin sahibi TRT bir kanalinda programcisi degil mi? ya abi siz kimsiniz?  |
Kommentar zu dieser Seite hinzufügen: