£r@y____ßaßa
  NeDiR
 

 

Wink illuminati nedir?


Arastirma Yazi(Bilgi)Dizisi...

Adam Weishaupt

1776 yılında Almanya‘nın Münih kentinde, Adam Weishaupt isimli Kabbalacı bir Hukuk Profesörü ve Baron von Knigge ile diğerlerinin yardımıyla kurulan gizli topluluk. , “Aydınlanmış Olanlar” anlamına gelmektedir. Topluluğun kuruluş amacı cehaletle, baskıcılıkla ve kilisenin dogmalarıyla mücadele etmekti. Her ne kadar asıl amaç, aydınlanarak dinsel dogmalardan uzak, hür düşünceyi ve Newtoncu pozitif bilimin önünü açmak idiyse de, gizli siyasi amaçları olduğu öne sürülerek dünya siyaset tarihinin belki de zaman içerisinde üzerine en fazla komplo teorisi üretilmiş topluluğu halini almıştır.Münih‘te kurulup, o yörede (Bavyera) hızla gelişen Illuminati’nin üye kayıtları büyük bir gizlilik içinde saklanıyordu. Öyle ki, üyelerin her birinin takma isimleri vardı ve yazışmalarda bunlar kullanılır, üyelerin gerçek isimleri ve kimlikleri asla kullanılmazdı. Örneğin, topluluğun kurucusu Adam Weishaupt’un kod adı Spartacus idi. Illuminati üyeleriyle ilgili bilinen tek şey, tüm üyelerinin Cermen kökenli beyazlardan oluştuğudur.

Cizvitlerin görüşlerine ve dayatmalarına büyük bir antipati besleyen Galileo Galilei, bir topluluk kurarak bu dogmalarla mücadele etmek ve parlak gençleri ve aşırı derecede zeki insanları bünyesinde toplayarak onlara özgürlüğün, hür düşüncenin ve aydınlanmanın faziletlerini aşılamak istiyordu. 1774 yılında Mason olan Weishaupt, bu emellerinin Masonluk içerisinde var olduğunu görse de, Masonluğun emellerinin ve felsefesinin siyasetler üzeri olması itibariyle ve Almanya‘daki kilise/cizvit egemenliğini sona erdirmek istemesinden ötürü, bu doğrultuda bir topluluk kurmaya karar verdi ve kendisi gibi düşünen 11 arkadaşıyla beraber 1776 yılında Illuminati’yi kurdu.

Illuminati topluluğu, tıpkı Masonluk gibi ve benzer anlamları olan, üç derecede çalışırdı.

  1. Çırak
  2. Minerval
  3. Illumine (Aydınlanmış) Minerval

Başkan ise Areopagites ünvanı ile anılıyordu.

Çıraklar, Fransız ansiklopedistlerin eserlerini okuyarak ve kendi görüşleriyle birlikte bunların raporlarını sunarak tezler hazırlardı. Derece geçişleri tezler hazırlayarak ve bu tezlerin yeterliliği, üst dereceler tarafından oylanarak kabul edilirdi. Bir alt derecedeki üye, bir üst derecedeki üyelerin kim olduklarını bilmezdi.

12 kişi ile kurulan Illuminati topluluğu, gelişmelerini Mason Localarından kendilerine uygun üyeler kazanarak sağlamaya çalışmışlar, ilk sene sonunda 80 üyeye çıkmışlardır. Daha önceden bir Mason olan Baron Adolf von Knigge’nin katılımı ile ciddi bir ivme kazanmış, Baron’un kazandırdığı seçkin üyeler ile ciddi bir yükselişe geçmişlerdi. Baron ayrıca, Masonluğun şövalye dereceleriden etkilenerek hazırlanmış bir de Illuminatus Dirigens adlı bir ek derece daha oluşturmuştu. Baron’un bu kadar öne çıkması, Weishaupt’un pek hoşuna gitmemiş ve anlaşmazlık, Baron’un kısa süre sonra topluluktan ayrılmasıyla sonlanmıştı.

22 Haziran 1784′te tüm Bavyera‘da Masonluk ile birlikte Illuminati de, gizli siyasi amaçları olduğu öne sürülerek yasaklanmıştı. Masonluğun, tarih boyunca kendisine yönelen tüm baskı ve yasaklamaların altından hiçbir zarar almadan çıkması gibi yine zararsız çıktığı bu süre Illuminati’ye pek yaramamış ve büyük ölçüde gücünü ve varlığını yitirmişti.

19. yüzyılın başlarında ünlü Alman filozof Hegel‘in katılımıyla canlanan ve eski parlak günlerine dönen Illuminati, bu yıllarda, bir yandan üyesi olan Hegel‘in tez-antitez kuramlarıyla Yeni Dünya Düzeni düşüncesinin geliştiği bir topluluk haline gelmişti. Dünya üzerindeki çeşitli toplulukları etkileyen bu düşüncenin mirasçıları bugün halen çalışmalarını sürdürüyor olsalar da, Illuminati varlığını tamamlamıştır.

Kaynak: wikipedia

Arastirma-Arsiv-Kayit-Edit. Yakup icik


* * *

Wink MERHABA  Anlami Nedir ?

Hiç düsündünüz mü yada bilen var mi içinizde "merhaba" ne anlama geliyor diye?

Çok ilginç bir o kadar da hoş ve sıcak bir anlamı varmış meger.
"merhaba" aslında farsça kökenli olup 

" benden size zarar gelmez "

anlamina geliyormus.

Çok hos degil mi?
Bunu ögrendikten sonra karsimdaki insana merhaba demek daha bir anlamli oldu benim için.
Su an bu mesaji okuyan herkese benden,

"MERHABA"

* * *

Wink  Türk Nedir?

Türk Milleti'nin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. "Türk" sözü tarihin en eski çağlarından beri kullanılıyordu ve belirli bir kavmin yada kavimler birliğinin adı olarak mevcuttu.
Türkler'in köklü ve çok zengin bir tarihe ve kültüre sahip olması nedeniyle birçok bilim adamı "Türk" adının nereden geldiği hakkında araştırmalar yapmış, bu araştırmalar neticeside Türk adı ilk defa MÖ. XIV. yy'da "Tik" veya "Tikler" adıyla geçmeye başlamıştır. Diğer bir görüşe göre ise Türk adı MÖ. XIV. yy'dan öncede varolduğudur. Zira Türk ırkının tarihi insanlığın tarihi kadar eskidir. Bu gerçeği kavmi ve milli mitolojilerde ve tarihi oluşumlarda izaheden eski kayıtlarda görmek mümkün olmaktadır.
Türk ırkının çok eski olması nedeniyle Türk adının nerden geldiği hakkında birçok iddia ve görüşler ileriye sürmüşlerdir. Buna göre,

-Heredotos'un doğıu kavimleri arasında zikrettiği TARGİTAB'lar.
-İskit topraklarında doğdukları söylenen TYRKAE'ler
-Tevratta adı geçen Togarma'lar.
-Eski Hint kaynaklarında tesadüf edilen TURUKHA'lar veya THRAK'lar
-Esiki Ön Asya çivili metinleride görülen TURUKKU'lar.
-Çin Kaynaklarında MÖ. I.yy'da rol oynadıkları belirtilen TİK veya Dİ'ler

Bizzat "Türk" adını taşıyab Türk kavimleri olarak gösterilmektedir.

İslam kaynaklarında yer alan İran menşeli "Zend - Avesta" rivayetleri ile İsrail menşeli "Tevrat" rivatetleride Nuh Peygamber'in torunu olan Yafes'in oğlu "Türk" ile İran rivayetlerideki Feridun'un oğlu "Türac" veya "Tur"un soyu türk adını taşıyan ilk kavim olarak gösterilmek istenmiştir."Avesta"da yer alan "Ebül Beşer"den (1) ,Cemil ve oğu Ferdiun'dan bahsedilmektedir. "Ferdidun ülkesi Salm, Irak ve Turak (Türk) ismindeki üç oğlu arasında pay etmiştir. Salma!a bugünkü İran ve havalisi, Irak'a bugünkü Irak ve havalisi ,Turak'a ise Orta Asya ve Çin havvalisi düşmüştür. Feridun ölünce Irak, Salm'a saldırarak İran ve havalisini almış,dahasonra Turak'a saldırmıştır.Irak, Turak'ı yenememiş, savaş bunların torunlarına uzanan dek senelerce sürmüştür. Sonunda Turak'ın torunu "Afrasyap"(2) Irak torunun "Muncihir"i mağlup ederek Ceyhun nehri sınır kabul edilen bir anlaşma yapmıştır. Bu tarihten sonra ceyhun nehri doğusunda "TURAN", batısına da "İRAN" denmiştir.
Tevrat rivayetleride ise Nuh tufanından sonra Nuh peygamber dünyayı üç oğlu arasında pay etmiş.Yafes'e Orta Asya ve Çin ülkeleri düşmüş,Yafes ölürken tahtını sekiz oğullarından biri olan "TÜRK" e bırakmıştır.

Görülmektedirki Hz. Adem devrina yakın zamanlarda Turak(Türk)'den İran-Turan savaşlarından ve Alp Er Tunga gibi büyük bir Türk Başbuğunndan ve Saka İmparatorluğu Kağa'nından bahsedilmektedir. Yukarıda mitoloji ve tarihi kayıtlar içerisinde yer alan "Türk" kelimeleriden ,Türk adının nekadar eski olduğu ortyaya çıkmaktadır. MÖ XIV. yy'da yer alna "Tik"ler ile dünyada mevcut olan medeniyetlerin en eskisi olan MÖ. VII. yy. da Orta Asya'da kurulan "Anav" medeniyeti de Türkler tarafından kurulmuştu. O halde Türkler MÖ. XIV. yy'da Tik'ler , MÖ. VII. yy'da Anavlar ,MÖ IV yy'da Sakalr ile tarih kayıtlarında yer almaktadır.

Türk kelimesinin yazılı olarak kullanılması ilk defa MÖ 1328 yılında Çin tarihide "Tu-Kiu" şeklinde görülmektedir.MÖ. I yy'da Roma'lı yazarlardan biri olan Pompeius Meala'nın Azak Denizi kuzeyinde yaşayan halktan "Turcae" olarak bahsetmesi ile ilk defa yazılı olarak karşılaşıyoruz.Türk adının tarih sahnesine çıkışı MS VI yy'da kurulan Kök-Türk Devleti ile olmuştur. Orhun kitablerinde yer alan "Türk" adı daha çok "Türük" şeklide gösterilmektedir. Bundan dolayı Türk kelimesini Türk Devleti'nin ilk defa resmi olarak kullanılan siyasi teşekkülün Kök-Türk imparatorluğu olduğu bilinmektedir. Kök-Türkler'in ilk dönemlerinde Türk sözü bir devlet adı olarak kullanılmışken,sonrada Türk millietini ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır.

MS. 585 yılında Çin İmparatoru'nun KÖK-TÜRK Kağanı İşbara'ya yazdığı mektupta"Büyük Türk Kağanı" diye hitap etmesi, İşbara Kağan'ın ise Çin İmparatoruna verdiği cevabi mektupta "Türk Devleti'nin Tanrı tarafından kuruluşundan bu yana 50 yıl geçti" hitapları Türk adını resmileştirmiştir. Kök-Türk yazıtlarında Türk sözü daha çok "Türk Budun" şeklide geçmektedir. Türk Budun'un ise Türk Milleti olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla türk adı bu dönemlerde bir topluluğun veya kavmin isminden ziyade ,siyasi bir mensubiyeti belirleyen bir kelime olarak görülmektedir. Yani Türk soyuna mensup olan bütün boyları ve toplulukları ifade etmek üzere milli bir isim haline gelmiştir.

Kaynak : Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU

* * *

DÜNYA FUTBOL TARIHI
DÜNYA FUTBOL TARİHİ & FUTBOLUN TARİHÇESİ

Tüm canlılarda yuvarlanan ve zıplayan şeylerle oynamak; hiç olmazsa onlara
dokunmak, vazgeçilmez bir istek içgüdüsüdür. Bir yumakla tatlı bir coşku içinde
oynayan bir kedi; zıplayıp giden bir topun peşinden, onu kapmak için çılgınca
koşan bir köpek; sirklerde burunları ucunda top sektiren terbiye edilmiş foklar
bunun en güzel örnekleridir.
İnsanoğlu da bugün adına kısaca "top" dediğimiz yuvarlak cisimlerle oynamaya
karşı büyük bir meyil göstermiştir. Bu eğilimin insanlıkla yaşıt olduğu dahi
söylenir. Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan en ilkel kabilelerde
insan kurukafalarını ayakla tekmelemek suretiyle bir garip oyun oynandığına dahi
rastlanmıştır.

Futbolun da bu istek içgüdüsüyle doğmuş olduğu muhakkaktır. Ancak bunun ne zaman
ve nerede başladığına dair kesin bilgi verebilecek bir belge bugüne kadar
bulunamamıştır.
Mısır'da Merruka mezarlarındaki duvar resimlerinde çeşitli sporcu figürlerinin
şanı sıra ayakla top oynayan insan şekillerine de rastlanmaktadır. Hatta
Mısır'ın kurak iklimi, bu toplardan bir kısmının günümüze kadar ulaşmasını da
sağlamıştır. Kahire, Berlin ve Londra müzelerinde örnekleri bulunan bu topların
7.5 santim çapında, deriden veya sık dokunmuş ketenden yapılmış ve zikzak
dikişlerle dikilmiş, içleri kepek ve yosun kurusu gibi maddelerle doldurulmuş
olduğu görülmektedir. Bunlar, yaklaşık 2500 yıl önceden kalmadır.
Ünlü Yunan şairi Homeros (M.Ö. 8.yy), ünlü eseri, "Odisea"da, top oyunlarından
bahseder.

Sporta'da , 30 yaşına kadar olan delikanlıların sınıflara ayrılarak tecrübeli
oyuncuların nezaretinde top oynadıkları bilinir. Sümerlilerin de ayakla
oynadıkları bir top oyunundan bahseden tarihi belgeler mevcuttur.
Milattan 2500 yıl önce Çin'de imparator Huang-ti'nin, askerlerine, yere dikilmiş
iki mızrak arasından, bir topu ayakla tekmelemek suretiyle geçirmeye çalışarak
çeviklik talimleri yaptırdığı eski Çin kaynaklarında belirtilmektedir. Yine eski
Çin kaynakları, Milattan sonraki yıllarda; İmparator Cheng-Ti devrinde, topu
pagotların üstünden aşırabilen Chang-Fu ile hünerbaz Wan Ch'son hakkında
düzenlenmiş övgü dolu manzumelere rastlanmaktadır.

Ve DÜnya Futbolol Tarihi
------------------------
ESKI TÜRK BOYLARINDA AYAK TOPU OYUNLARI
ESKİ TÜRK BOYLARINDA AYAK TOPU OYUNLARI


Orta Asya Türkleri ile ilgili "La Tartarie" adlı Fransızca eserde, Tsang
kentinde, kız ve erkeklerden kurulu takımların ayak topu oynadıkları; bu meraklı
ve heyecanlı oyunu izleyen Hiuan adlı bir Çinlinin şunları anlattığı yazılıdır:
"... Büyük mabetlerde sık sık ayak topu müsabakaları yapılır. Bu oyunda topa
elle dokunulamaz. Ya ayakla, ya da başla vurulur ve böylece topu hasım kaleden
içeri sokmak için uğraş verilir...".
Öte yandan, ünlü Türk düşünürü Kaşgarlı Mahmud'un 25 Ocak 1072 ila 10 Şubat 1074
tarihleri arasında yazdığı ünlü eseri "Divan-ı Lügat-it Türk"ün ilk cildinin
323'üncü sayfasında eski Türk boylarının Orta Asya'da "Tepük" adıyla andıkları
bir ayak topu oyunu oynadıklarından bahis vardır. Türklerin "Tepük" oynarlarken
kullandıkları toplar, ilk dönemlerde oval kalıplara dökülen İğ arşağı
biçimindeki kurşun kitlesinin üzerine keçi kılı veya keçe sarılmak suretiyle
yapıldığı; zamanla bunların değişime uğradığı ve daha yumuşak cisimlerden
yapılmış topların tercih edildiği, bunun için de içi hava ile doldurulmuş ve
yuvarlanmış kuzu tulumlarının kullanıldığı yine aynı eserden öğrenilmektedir.
Eski Türklerin "Tepük" oyununu, belirli aralıklarla karşılıklı dikilmiş
mızrakların arasından topu, ayakla vurmak suretiyle geçirerek sayı kazanma
esasına göre oynadıkları bilinmektedir. "Tepük"ün, Orta Asya'da yaşayan Türk
boylarında yüzlerce yıl oynandığına dair, "Hıtay-ı Name" ve "Baybars Tarihi" ile
Ayasofya Kütüphanesi'nde 3029 numarada kayıtlı değişik kitaplarda da bahis
vardır.
Seyyid Ali Ekber'in yazdığı "Hıtay-ı Name" de bahsedilen "ayak topu", günümüzün
futboluyla büyük benzerlik arzetmektedir. Bu eserin 56. sayfasında bu konuda
şunlar yazılıdır: "... Ve top oyunu Hıtay'da güzeller işidir. Ve dahi harabeti
(düzensiz kalabalık) çok olan ve sığır kursağından top yüzmüşler (yapmışlar) ve
mahbub (erkek) ve mahbubeleri (kadınları) durdurmuşlar. Ve topa ayaklar ile
ururlar (vururlar). Şöyle ki; elin ol topa değdirmeye ve ol topu yere düşürmeye
ve nazik ayak ile dürde (ite), saklara (baldırlara) ve usulsüz vurmak ve yere
düşürmek ve daireden taşra (dışarı) çıkmak vaki olmaz...".
Ayasofya Kütüphanesi'nde 3029 numarada kayıtlı "Tarih-i Timur" adlı eserde de
Timur döneminde Türklerin, içi havayla doldurulmuş kuzu postundan yapılma
toplarla oynadıkları; bu oyunda topa elle dokunmanın ve çizgiden dışarı
çıkarmanın yasak olduğu yazılıdır. Ve Timur'un bu oyunu askerlerine bir çeviklik
talimi için yaptırdığı kaydedilmektedir.
Bütün bu belgeler, Türklerin yüzyıllar boyunca Orta Asya'da oynadıkları ve
"Tepük" adını verdikleri oyunla, günümüzün modern futbolu arasındaki büyük
yakınlığın belirgin belgeleridir. "Tepük", eski Türk boylarında tepmek,
tekmelemek anlamına kullanılan bir sözcüktür. Türkler bu oyunu yalnız ayakla
oynadıkları için bu adı vermişlerdir...

Arastirma-Arsiv-Kayit-Edit: Yakup icik

* * *

Tokalasmak 

tokalaşmak, eski çağlarda tüm erkeklerin bir silah taşıması ve bunu sağ elleriyle kullanmasından ötürü gerçekleşmiş bir harekettir.
bir erkek diğerine dost olduğunu göstermek için sağ elini uzatır ve diğeri de bunu yaparak ellerini, diğerinin silah çekmeyeceğini düşünene kadar, sıkarlardı...




Kommentare zu dieser Seite:
Es wurde noch kein Kommentar abgegeben


Kommentar zu dieser Seite hinzufügen:

Nachricht schreiben als:
eraygizli
Online!
Ihre Nachricht:



 

''' Bilgi,gömü gibidir.
Hayal ve emek gücü ister çıkarabilmek için durduğu yerden onu.'''
....Türk Öger KOC
(MÜHENDIS-DÜSÜNÜR)
''' İnat, başkalarının oyununu kendi kurallarıyla oynamaya israr ederek yanmaktır. ''' ...Ayşenur Yazıcı
(SPIKER-SUNUCU)
''' İnsanlarda gördüğüm günbe gün değişikliği,hiç bir mahlukatta görmedim '''
...Ahmet Süreyya DURNA
(GAZETECI-YAZAR-SAIR)
''' İnciten sözleri, hemen dilinle sil.
Ağlattığın gözleri mendilinle sil. '''
...Ekrem ŞAMA
(GAZETECI-YAZAR-SAIR)
''' Âlim kişi her şeyi bilen değil; Bildiğini söyleyen, bilmediği konuda ise susan kişidir.'''
...Dr..İrfan YILMAZ
(DOKTOR)

 
  Bugün 6 ziyaretçi (27 klik) kişi burdaydı!  
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol