Futbolun Renkleri
Futbol’un her mevsim ayrı bir rengi var. Yaz mevsiminde transfer bombardımanları gündem olurken. Kışınsa futbol oyunu ve yarışıyla revaçta.
Transfer mevsiminde yönetimlerin taktik ve ticareti ön planda.
Kulübü iflasa da sokabilirsiniz yeniden hayatta buldurabilirsiniz.
Yöneticilik ve Başkanlık onun için çok kıymetli.Daha baştan futbolcu alırken önde başlamak lazım yarışa.
Sonradan telafi etmek ya da nefes yettirebilmek epeyce zor.
Trabzonspor için ticaret dönemi nerdeyse kapandı.
Her raftan almaya gayret etti. Fakat defans rafını epeyce şişirdi.
Evde bekleyenlerde savunma ağırlıklı olunca, ortaya şüpheler çıkmadı değil.
Helvacı son kararı verir deyip topu Yanala atalım.
Takımlar bir yandan yeni sezon için kamplarda ter dökerken.
Avni Aker yeni sezon için tamirden geçiyor.
Taraftar istenileni yapmış, kombineleri kapatmış, takımını büyük heyecanla bekliyor.
Büyük umutla sezona merhaba demek isteyen Trabzonspor Gerede kampında takımın omurgasını oluşturmakla meşgul.
Bir sezon boyunca oynayacak takımın çatısı bu çalışmalardan sonra şekillenecek.
Büyük umutların tohumu bu kamplarda atılacak.
Mayayı atacak Hocanın ‘’ ya tutarsa’’ mantığı ile hareket etmesi 20 milyon avronun çöpe gitmesine neden olabilir.
Bu kadar yeni transferlerden en iyi takımı oluşturmak büyük bir iş.
İşin büyüklüğü nispetinde bu işi yapanların aldığı ücrette o kadar çok.
O zaman helva yapmak marifeti Hoca ve ekibine düşüyor.
Trabzonspor bu sezon hazır büyük takımlara karşı mücadele edecek.
Geçen sezondan işi daha zor.
Şampiyonluk parolasından ziyade , ilk hedefi takım olma zorunluluğudur.
Taraftarın yapılan transfere bakılarak şampiyonluk hissine kapılması doğal ama yönetimin daha temkinli hareket etmesi gerekir.
Yönetim iyi bir takım ortaya çıkardıktan sonra başarı sonradan gelecektir.
Harcanan paralar iyi ya da kötü transferler hepsi bir şekilde sorgulanıyor ya da sorgulandı.
Bundan sonra bu futbolcular didik didik edilerek taranması gerekir.
Sadece fiziki sağlıkları değil.
Ruhen ve psikolojikman Trabzon’a ayak uydurmalarını sağlamak çok önemlidir.
Psikolojik olarak göçmüş ,depresyona girmiş futbolculardan heyecan beklemek elbette mümkün değildir.
Avrupa kupasında yakinen gördük kü ,futbol sadece taktik ,fizik ya da kimya değil.
İnanma duygusu kasları ,eklemleri harekete geçiren en büyük güç.
İnsanın dimdik durmasında da içindeki psikolojinin etkili olduğu artık tıp tarafından kesinlik kazanmış
Hipnozla insanlar geçici de olsa felç yapılabiliyor.
Beynin sınırlarını zorlamak,futbolcunun kaslarının gücünün yanı sıra aklına ve ruhuna da bakmak zorundayız.
Genç futbolcular etrafına örülmüş şöhret yumağında kaybolup gidebilir.
Milyon dolar verilen bu futbolcular lütfen kendi kaderlerine bırakılmasın.
Daha önceden duymuştum nice büyük futbolcularımız küçücük psikolojik engellerini aşamadan silinip gittiler.
Bunlar onlarla psikologları arasında bir sır olarak kalıp gitti.
Perdenin önünden bakanlar bunu göremeseler de onlarında makine olmadığı herkesçe aşikâr.
Başarıya inanmayan ruhların kaliteli bir ekip oluşturması mümkün değil.
Bunu Fenerbahçe generallerinde gördük.
Şampiyonluğu rahat alabilecek takım, kötü Galatasaray’a mahkum oldu.
Doktorun, kondisyonerin olduğu takımda mutlaka bir psikologun ya da psikiyatrisinde desteği alınmalı.
Milyon dolar alan genç futbolcuların, şöhretin baş döndürücü ağırlığını kaldırması kolay olmayabilir.
Etraflarında dönen menfaat çemberleri, kötü kişiler, onlardan bir şekilde uzak tutulmalı.
Trabzon şehri tekrar şampiyon olmak istiyorsa ince eleyip sık dokumalı.
Hayaller başka bahara ertelenmemeli.
Çoğumuz onu Avrupa kupasında yeni tanıdı.
Federasyon başkanı yeni olmuş. İlk ciddi sınavını da başarılı bir şekilde vermişti.
Milletimizin sevincini protokol tribününde dünyaya yansıtmıştı.
Kalbi o büyük heyecana dayanmıştı ama sıcağa dayanamadı.
Beklenmedik bir elektrik kesintisiydi onun aramızdan ayrılışı.
Herkes şok olmuştu. Çiçeği burnunda Federasyon başkanı yazın sıcağında eriyivermişti.
Perde arkasında ki sır onun için görünmüştü.
Hasan Doğan spor camiasından ve bu dünyadan erken ayrılarak ötelere göçüverdi.
Allah rahmetiyle muamele etsin.
Sırp katliamlarının yıl dönümünde kanımızı donduran olayları yeniden izledik.
Hayvanların bile beslenmek için parçaladıkları kurbanlarına daha usturuplu davrandıkları bir dünyada o kendilerini asker sanan adamları hayvanlarla bir tutmak hayvanlara haksızlık olur.
Tarih unutulmamalı ve mağdur olmamak için hep güçlü olmalı.
Osmanlı hakimiyetinde burunları bile kanamayan bu insanlara bu çağda reva görülen bu işkencenin kaynağı iyi hesaplanmalı.
O zalimleri görünce ecdadın engin şefkati yeniden hatırlanmalı.
|